6 Eki 2010

İki Perdelik Yüzleşme !

Hadi aşk, seninle yüzleşelim! İki perdelik olsun...
İlk perde senin !..
En güzel yalanını oyna bana..! Girişin, gelişmenden iyi olsun, sonunu bana bırak, kapanış nasılsa benim...

Yüreğimde Soygun Var !

Bir oyuncakçının camında ellerinin izi kalan çocuklar gibi, izin kalsın ömrümde, bir kere de kapatırken kepenklerini kalbimin izlerine bakıp "Ahh" dersem namerdim...!!!

Gözlerin girsin içeri önce... Salın şöyle yüreğimde, savur yaşlarını çocukluğuma... Bırak sonra tuttuğun saçlarımı... gir oyuncaklarının koynuna... Silerken yaşlarını gözlerimden çamurlanmış kollarıma, gözümden seni dökersem namerdim...!!!




Tamda ömrüme koymuşken seni... ve tamda gün sonunu alacakken hayatın, "eller yukarı!" demeseydin, elimden düşmezdi yüreğin !

27 Eyl 2010

Upss !

Tamam sakinim... Bu gerçek olamaz..! Ben deli değilim, rüyadayım...


Şimdi ona kadar sayıcam ve uyanıcam; bir, iki, üç, havuç, varil, düdük, laaan ??

İş hayatımdan çıkarttığım malzemelerle Mars'ı ele geçirebilirim...!!!

Şu turizm işinde çok malzeme var gerçekten...

Yeni yeni ülkeler, şehirler öğreniyorum müşterilerden... Ufkum genleşiyor, beynim süblimleşiyor... Frak'ı öğrendim bugün ve birde Dubornik !

Sanıyorum Bugünya'da 8 tarafı sularla kaplı bir ülke Frak! Dubornik ise Zortonya'nın güneyindeki onbin milyon nüfuslu bir ülke olmalı...!!!

Orjinal isimleri Prag ve Dubrovnik olan canıım yerlerden soğudum billahi !



Çoğu zaman Tanrı'nın beni bu denli zor bir sınava neden tabii tuttuğunu çooook merak ediyorum...

Arka mahle !

Arka sokaktaki etnik düğünden bişiler öğrenmeye gidiyorum... İsmail yk nın doğuşu, mezdekenin mahvoluşu ve çiftetelli eşliğinde ortada salınan hatunların zeybekle efelerini buluşuna şahit olup gelicem...!

yarım saate gelmezsem Amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun "kesin kendimi intihar ettim !!!!!!"

21 Eyl 2010

Hayatı Çiziyorum...!!!

Yeniden çizmeye başlamak... 4B fabercastell kalemin A4 kağıdına dökebileceği en acı gerçeklerim/ 6B ile gölgelenmiş alın yazılarım/ Sınırsız aydınlatmalar Milan silgimle...

Zamanın çok ötesinden gelmiş bir istek benliğimde... Kalemim dilimde, ellerim gözümde ve tüm hayatlar beynimde...

Tüm gücümle çiziyorum olmasını istediklerimi ve istemediklerime Milan müdahele ediyor!

19 Eyl 2010

Cevabımdır...

Hayatın her dakikasında rol kesmek varken neden debeleneyim sahnelerin tozu toprağı içinde... Neden bekleyeyim biri ayakkabılarımı saklasın da sahneye çıkamayayım ve oyun bozulsun diye... Bu hergün başıma gelen bir şeydi...

Ve ben hayatın her gününde "Bugün başıma ne gelecek acaba?" diye sahneye çıkar gibi her sokağa çıkışımda heycanlanıyorum; yani heycanda başıma her gün geliyor...

Hatta her gün alkış alıyorum; işe gitmek için içinden geçtiğim parkın bahçesindeki lanet çınar ağacının tepesine tüneyip geçiş saatimde kafama pisleyen kargalar tarafından... Yani alkış almak benim için olağan ve sıradandı...

İşte bu yüzden oyunculuğu bıraktım...!!!